-%25
  • Yılmaz Güney Seti

Boynu Bükük Öldüler

“Boynu Bükük Öldüler, Nevşehir Cezaevi’nde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duvara komşu bir ranzada, geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünüdür. Ranzamdan hiç indirmediğim küçük bir masam vardı. Yatma zamanı gelince, ayak ucuma çeker, ayaklarımı altına sokar, uyurdum. Çoğunlukla, anlattığım insanları görürdüm düşlerimde, onlarla yaşardım.” -Yılmaz Güney-
“Yılmaz Güney, çok iyi tanıdığı köy gerçekliğini ve köylüleri olduğu gibi anlatıyor; ama elbette bir roman yapısı içinde, elbette yakından tanıdığı, yaşadığı insan ve toplum gerçeklerini seçerek, düzenleyerek… Yılmaz Güney inandırıcı olmayı biliyor.” –Fethi Naci-

Hudutların Kanunu Yılmaz Güney   

“1960’ların Türk sineması gerçekçi olmayan bir dünyada yaşamaktaydı ve toplumun gereksinimlerini karşılamaktan çok uzaktaydı. Hudutların Kanunu bu algıyı değiştiren filmlerden biridir. Sosyal sorunlara da fazlasıyla değinmiştir.” –Fatih Akın

4.Antalya Film Festivali’nde “En İyi İkinci Dram Filmi” seçilen ve Yılmaz Güney’e “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü kazandıran, sinema tarihimizin en önemli filmlerinden Hudutların Kanunu’nun senaryosu, uzun bir aradan sonra yeniden okurlarla buluşuyor…

Umut

“Halk, gelecek şeyin ne olduğunu, hatta umudun ne olduğunu da bilmiyor. Bizim halkımız devamlı bir bekleme içindedir. Benim anlattığım umut, aslında bu bekleyişin hikâyesidir. Aldatıcı bir umudu anlatmak istedim. Umut, bizim hayatımızın bir parçasıdır. Ayağı yere basan bir insan boş şeyleri hayal edip umutlanmaz. Toplum belli bir düzeye ulaştığı zaman insanlarda hayale dayanan umutlar kalkar. “Umut”, düzen bozukluğunun bir simgesidir.”
–Yılmaz Güney

“Yılmaz Güney’in “Umut” filmindeki arabacı Cabbar’ı uzun bir süre unutamadım. Cırlak renklerle boyanmış kâğıttan kahramanların egemen olduğu sinemamızda, Cabbar, bir dolu yaşayan, nefes alan biriydi, bizden, Türk halkından... Günümüz sanatında başarının en emin yollarından biri, insanın bildiği, gördüğü, yaşadığı yerleri, yöreleri, olayları anlatması herhalde...”
–Atilla Dorsay

Hücrem Selimiye Üçlemesi 1

Yılmaz Güney’in 1972-74 yıllarında Selimiye Cezaevi’ndeki deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı Selimiye Üçlemesi’nin ilk kitabı Hücrem, aynı zamanda onun sanat anlayışını gösteren bir manifesto niteliğinde.
“Amacım, gelişigüzel hikâyeler, romanlar yazmak değildir. Açıklanmasını zorunlu gördüğüm toplumsal, siyasal olayların yazılması, hayatın diğer alanlarında yaşayan ürünlerle kaynaştırılması, sınıf mücadelesinin yükselişine, yaygınlaşmasına, derinleşmesine katkıda bulunarak, toplumsal oluşum içinde devrimci düşünceye yeni boyutlar, etkinlikler kazandırarak yeni sentezlere vardırılmasıdır…”

Salpa Selimiye Üçlemesi 2

Yılmaz Güney’in Selimiye Üçlemesi’nin ikinci kitabı Salpa, Hücrem’in son satırında tanıştığımız Mehmet Salpa’nın Konya’dan İstanbul’a uzanan bir süreçte, sert yaşam koşulları içerisinde bilinçlenmesinin öyküsü.
“Kimdir bu vapur, otobüs, tren, uçak seferlerini, onların yolcularını ayarlayanlar? Kimdir radyolarda falan saat reklamlar, yurttan sesler, filan saat Henry Mancini orkestrası diyen? Kimdir yüz beş liralık ayakkabıyı iki yüz doksana, dört yüz kırk liralık ceketi altı yüz on liraya fırlatan?İnsanları geleneksel bir telaş ve yetmezlik içinde oradan oraya koşturan, Afrika’ya beyaz kadın kaçıran, namlulara mermi süren, acımasız tetik çektiren, öğrencileri kırdıran, ezen, çocukları ağlatan kim?”

Sanık Selimiye Üçlemesi 3

Selimiye Üçlemesi’nin tamamlandığı Sanık’ta, üniversite son sınıf öğrencisi Yaşar Yılmaz’ın “içeri alınmasına” ve “itirafa” zorlanmasına tanık oluyoruz. Gerçekte anonim bir figür olarak değerlendirilebilecek olan Yaşar Yılmaz, önüne konan boş kâğıtları nasıl dolduracağını düşünürken kendi geçmişini de sorgulayarak gecikmiş bir öz eleştiriye başlar.
“Akşama kadar yazacaksın. Beğenirlerse su, yemek ve cıgara verilecek. Komutanım söyledi. Kaç zamandır buradayım, konuşmayan adam görmedim… Akılsızlık etme. Yaz da kurtul.”
“Ne yazayım? Bir suçum yok ki benim.”
“Ne istiyorlarsa onu yaz. Yazdırırlar çünkü. Dayanamazsın. Yazdırırlar.”

Taybetmendiyên Berhemê
Nivîskar Yılmaz Güney

Şîrove Bike

Nîşe: vanaguherê HTML yê!
    Nebaş           Baş

Yılmaz Güney Seti

  • Hilberîner İthaki Yayınları
  • Koda Berhemê: İTHAKİ035
  • Puana ku we bidest xist: 47
  • Rewşa Stokê: Di Stokê De Heye
  • ₺82.00
  • ₺61.50

  • Ji bo kirînê Puana ku Pêwist e: 47000

Berhemên Dişibin Hev

Salpa - Selimiye Üçlemesi 2
-%25

Salpa - Selimiye Üçlemesi 2

Yılmaz Güney’in Selimiye Üçlemesi’nin ikinci kitabı Salpa, Hücrem’in son satırında tanıştığımız Mehm..

₺9.00 ₺12.00

Hücrem - Selimiye Üçlemesi 1
-%25

Hücrem - Selimiye Üçlemesi 1

Yılmaz Güney’in 1972-74 yıllarında Selimiye Cezaevi’ndeki deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı..

₺8.25 ₺11.00

Boynu Bükük Öldüler
-%25

Boynu Bükük Öldüler

“Boynu Bükük Öldüler, Nevşehir Cezaevi’nde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duva..

₺18.00 ₺24.00

Sanık  - Selimiye Üçlemesi 3
-%25

Sanık - Selimiye Üçlemesi 3

Selimiye Üçlemesi’nin tamamlandığı Sanık’ta, üniversite son sınıf öğrencisi Yaşar Yılmaz’ın “içeri a..

₺7.50 ₺10.00

Hudutların Kanunu
-%25

Hudutların Kanunu

“1960’ların Türk sineması gerçekçi olmayan bir dünyada yaşamaktaydı ve toplumun gereksinimlerini kar..

₺9.00 ₺12.00

Umut
-%25

Umut

“Halk, gelecek şeyin ne olduğunu, hatta umudun ne olduğunu da bilmiyor. Bizim halkımız devamlı bir b..

₺9.75 ₺13.00

Nîşane: Yılmaz Güney, İthaki Yayınları, Türkçe, Roman